• 13.07.2014 TURHAL KONFERANSI
  • 23 Şubat 2013 Samsun İlkadım Konferansı
  • 25 11 2012 Boyabat Konferansı
  • 24 11.2012 Sinop Konferansı
  • 21.10.2012 İlkadım konferansı
  • 14 10 2012 Çarşamba Samsun Konferansı
  • 07.10.2012 İlkadım - Samsun Konferansı
  • 30.09.2012 Engiz (19 Mayıs Konferansı
  • 28 09 2012 Ladik Konferansı
  • 23 09 2012 İlkadım Konferansı
  • Hz. İbrahim’in Hanif Dînî'nde Birleşmeye Davet
  • 1. Safha: Allah'a Ulaşmayı Dilemek
  • 2. Safha: "Mürşide Tâbî Olmak"
  • 3. Safha: "Ruhun Allah'a Teslimi"
  • 4. Safha: "Fizik Vücudun Allah'a Teslimi"
  • 5. Safha: "Nefsin Teslimi"
  • 6. Safha: "İrşada Ulaşmak"
  • 7. Safha: "İradenin Teslimi"
  • HİÇ KİMSE KENDİ AMELİ İLE CENNETE GİREMEZ
  • Bir Hadis Bir Yorum
  • HADİS-İ ŞERİFLERLE ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEK
  • ZİKİRLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
  • MÜRŞİDİN FARZİYETİ İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
  • PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)
  • HZ. İSMAİL (A.S)
  • HZ. SÜLEYMAN (A.S)
  • Hz.İsmail(AS) ve Hz.Davud(AS)
  • Hz.Lokman A.S.
  • Hz.Yunus A.S.
  • Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI
  • Hz. Hud
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi... ve Mürşidi Yahya Efendi Hazretleri
  • Akşemseddin Hz ve II. Murat Han'ın Mürşidi Hacı Bayram Veli Hz.
  • Fatih Sultan Mehmed ve Mürşidi Akşemseddin Hz.
  • Cennet Kademeleri Nelerdir?
  • Zamanımızda Yanlış Anlaşılan Nebi ve Resül Kavramları
  • Fısk Nedir?
  • Namazı kaçırma tehlikem var ne yapmalıyım?
  • Allah Kimleri Hidayete Erdirmez?
  • Allah Kimleri Nasıl Hidayete Erdirir?
  • HİDAYET NEDİR?
  • Kur'an-ı Kerimde 12 ihsan
  • Kur'an-ı Kerimde 7 Nimet
  • Berat Kandili
  •        
             

    Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI
    Anasayfa » Nebi Resüller » Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI

    Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI

     

     Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI
     
    Ebu Hüreyre (R.A)'den rivayet ettikleri bir hadîste Resûlullah (S.A.V) buyurmuştur ki:
     
    "Dabbet'ül arz, Musa'nın asası, Süleyman'ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile mü'minin yüzünü parlatacak, asa ile kâfirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mü'min ve kâfir tanınacak."
     
    Bu hadîse göre de dabbe, Hidayet Çağı'nın Önderi, Hz. Mehdi Resûl'dür. Hz. Musa (A.S) nasıl Hz. Hızır (A.S)'a tâbî olmuşsa, Hz. İsa (A.S) Hz. Mehdi (A.S)'a namazda tâbî olacak. Şüphe yok ki Hz. Musa (A.S)'ın asası durumunda olan Hz. İsa (A.S) ile Deccal'i öldürerek kâfirin burnunu kıracak, Süleyman'ın mührüne sahip olan Hz. Mehdi Resûl, bütün dünyayaya 7 safha ve 4 teslimden oluşan Kur'ân ahlâkını hâkim kılarak da bütün mü'minlerin yüzünü güldürecektir.
     
    10/YUNUS-83: Fe mâ âmene li mûsâ illâ zurriyyetun min kavmihî alâ havfin min fir'avne ve melâihim en yeftinehum, ve inne fir'avne leâlin fîl ard(ardı) ve innehu le minel musrifîn(musrifîne).
    Bundan sonra, firavunun ve onun ileri gelenlerinin onları fitnelemesi (belâya uğratması) korkusuyla, Musa (A.S)'a, (kendi) kavminden, zürriyetinden (gençlerinden) başkası îmân etmedi. Ve muhakkak ki firavun, yeryüzünde üstündü (zorbaydı). Ve gerçekten o müsriflerdendi (haddi aşan azgınlardandı).
     
    13.1- Hz. Musa (A.S)'ın genç yardımcısıyla "iki denizin birleştiği yere" yolculuk yapması
     
    18/KEHF-60: Ve iz kâle mûsâ li fetâhu lâ ebrehu hattâ ebluga mecmeal bahreyni ev emdıye hukubâ(hukuben).
    Ve Musa, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar (yoluma) devam edeceğim veya senelerce (uzun süre) gideceğim." demişti.
     
    13.2- Azıkları olan pişmiş balığın canlanıp denize girmesinin Hz. Musa (A.S) ile Hz. Hızır (A.S)'ın buluşma yerine bir işaret olması
     
    18/KEHF-61: Fe lemmâ belega mecmea beynihimâ nesiyâ hûtehumâ fettehaze sebîlehu fîl bahri serebâ(sereben).
    Böylece ikisinin (iki denizin) birleştiği yere ulaştıkları zaman ikisi de balığı unuttu. O zaman (balık), denizin içine doğru kendi yolunu tuttu.
    18/KEHF-62: Fe lemmâ câvezâ kâle li fetâhu âtinâ gadâenâ lekad lekînâ min seferinâ hâzâ nasabâ(nasaben).
    (Buluşma yerini) geçtikten sonra (Musa A.S) genç arkadaşına (şöyle) dedi: "Sabah kahvaltımızı getir. Andolsun ki bu yorgunluğa, yolculuğumuz sebebiyle maruz kaldık."
    18/KEHF-63: Kâle eraeyte iz eveynâ ilas sahrati fe innî nesîtul hût(hûte), ve mâ ensânîhu illeş şeytânu en ezkureh(ezkurehu), vettehaze sebîlehu fîl bahri acebâ(aceben).
    (Genç şöyle) dedi: "Gördün mü kayaya sığındığımız zaman ben gerçekten balığı unuttum. Onu hatırlamamı, bana şeytandan başkası unutturmadı. Ve o (balık), acayip bir şekilde denizin içine doğru kendi yolunu tuttu."
    18/KEHF-64: Kâle zâlike mâ kunnâ nebgı ferteddâ alâ âsârihimâ kasasâ(kasasan).
    (Musa A.S): "Bizim aradığımız şey, işte bu." dedi. Böylece kendi izlerini takip ederek geri döndüler.
     
    Kehf-61'e göre, Hz. Musa (A.S) ve genç yardımcısı yanlarında azık olarak bir balık getirmişlerdir. Yemek vakitleri gelmeden evvel, bir mola anında unuttukları balık akıntıya doğru gidip, yanlarından uzaklaşmıştır. Hz. Musa (A.S), kendisinden daha üst sevyede ilim sahibi Hızır (A.S) ile buluşmak için iki denizin birleştiği yere gelmişlerdir. Kaderde belirlenmiş bu yere ulaşmak için Hz. Musa (A.S) ve genç yardımcısı uzun zaman geçirmişlerdir. Hz. Musa (A.S) ve yardımcısının unutması sonucu balığın kaçtığı yer, onların Hz. Hızır ile buluşma noktası olmuştur. Allahû Tealâ bu buluşma yerinin tayinini, balığın kaçışını vesile kılarak gerçekleştirmiştir.
     
    13.3- Hz. Musa (A.S)'ın ilim sahibi Hz. Hızır (A.S) ile buluşması
     
    18/KEHF-65: Fe vecedâ abden min ibâdinâ âteynâhu rahmeten min indinâ ve allemnâhu min ledunnâ ilmâ(ilmen).
    Böylece katımızdan, kendisine rahmet verdiğimiz ve ledun (gizli) ilmimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.
     
    Hz. Hızır (A.S) Allah'ın kendisine rahmet verdiği bir kişidir. Hz. Hızır (A.S)'a Allahû Tealâ daimî tecelli etmektedir. Allah, Hz. Hızır (A.S)'a katından bir ilim vermiştir.
     
    13.4- Hz. Musa (A.S)'ın, Hz. Hızır (A.S)'a tâbî olmak istemesi
     
    18/KEHF-66: Kâle lehu mûsâ hel ettebiuke alâ en tuallimeni mimmâ ullimte ruşdâ(ruşden).
    Musa (A.S) ona şöyle dedi: "Rüşde ulaşmak üzere, sana öğretilen (ilmi ledun) den bana öğretmen için, sana tâbî olabilir miyim?"
     
    13.5- Hz. Hızır (A.S)'ın Hz. Musa (A.S)'a verdiği cevap
     
    18/KEHF-67: Kâle inneke len testetîa maiye sabrâ(sabren).
    (Hızır A.S): "Muhakkak ki sen, benim maiyetimde (iken vuku bulacak olaylara) sabretmeye asla güç yetiremezsin." dedi.
    18/KEHF-68: Ve keyfe tesbiru alâ mâ lem tuhıt bihî hubrâ(hubren).
    Ve haberdar edilmediğin cihetle, ihata edemediğin şeye nasıl sabredeceksin?
     
    Hz. Hızır (A.S), Hz. Musa (A.S)'a: "Sen benimle birlikte olmaya sabredemezsin." demiştir. Hz. Musa (A.S)'ı bilmeden ve görmeden, Hz. Hızır (A.S)'ın böyle bir cevabı; Allah'ın dilemesiyle, Hz. Hızır (A.S)'ın geleceği bilmesidir.
     
    13.6- Hz. Musa (A.S)'ın inşaallah diyerek söz vermesi
     
    18/KEHF-69: Kâle se tecidunî inşâallahu sâbiren ve lâ a'sî leke emrâ(emren).
    (Musa A.S): "İnşaallah (Allah dilerse), beni sabırlı bulacaksın. Ve sana emirlerde asi olmayacağım." dedi.
     
    Hz. Musa (A.S), Hz. Hızır (A.S)'a "İnşaallah (eğer Allah dilerse)" diye Allah'a olan teslimiyetini belirtmiştir. Hz. Musa (A.S), Allah dilemedikçe hiçbir şeye güç yetiremeyeceğinin farkındadır.
     
    13.7- Hz. Hızır (A.S)'ın, konuyu açıklayıncaya kadar Hz. Musa (A.S)'dan kendisine soru sormamasını istemesi.
     
    18/KEHF-70: Kâle fe initteba'tenî fe lâ tes'elnî an şey'in hattâ uhdise leke minhu zikrâ(zikren).
    (Hızır A.S): "Bana tâbî olduğun taktirde, sana anlatmadığım konularda (anlatmadıkça) bana bir şey sorma." dedi.
     
    Hz. Musa (A.S) ve Hz. Hızır (A.S) kıssası ile irşadla görevli devrin imamı, kavim resûllerine ve velî mürşidlere tâbî olmanın önemine işaret etmektedir. Hz. Hızır (A.S) Kehf Suresinin bu âyetinde "Ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar" diyerek, Hz. Musa (A.S)'a karşılaştığı olayların hikmetini açıklayacağını söylemektedir.
     
    13.8- Hz. Hızır (A.S) ile Hz. Musa (A.S)'ın beraber bindikleri gemiyi delmesi
     
    18/KEHF-71: Fentalakâ, hattâ izâ rakibâ fîs sefîneti harakahâ kâle e haraktehâ li tugrika ehlehâ, lekad ci'te şey'en imrâ(imren).
    Böylece ikisi (yola) çıktılar. Gemiye bindikleri zaman onu deldi. (Musa A.S): "Onun ehlini (gemide bulunanları), boğmak için mi onu deldin? Andolsun ki sen, (vebali) büyük bir iş yaptın." dedi.
     
    Şeriat sahibi peygamber olan Hz. Musa (A.S)'ın Allah'tan aldığı emir, zahire göre hükmetmektir. Allahû Tealâ'nın devamlı teccelisiyle Hz. Hızır (A.S) sadece Allah'ın emrini yerine getirmektedir. Allahû Tealâ zamandan ve mekândan münezzeh olması hasebiyle zaman ve mekânın her noktasında herşeyi bilmektedir.
     
    13.9- Hz. Musa (A.S)'ın, Hz. Hızır (A.S) ile olan beraberliğin devamını istemesi
     
    18/KEHF-72: Kâle e lem ekul inneke len testetîa maiye sabrâ(sabren).
    (Hızır A.S şöyle) dedi: "Muhakkak ki sen, benimle beraber sabırlı olmaya asla güç yetiremezsin, demedim mi?"
    18/KEHF-73: Kâle lâ tuâhıznî bimâ nesîtu ve lâ turhıknî min emrî usrâ(usren).
    (Musa A.S): "Unutmam sebebiyle beni muaheze etme (azarlama), (bana verdiğin) emirlerinde, bana zorluk çıkarma." dedi.
     
    Hz. Hızır (A.S), gerçekleşecek olan olayları bildirirken, Allah'ın daimî teccelisi sebebiyle çok emin bir şekilde konuşmaktadır.
     
    13.10- Hz. Hızır (A.S)'ın çocuğu öldürmesi ve Hz. Musa (A.S)'ın tepkisi
     
    18/KEHF-74: Fentalekâ, hattâ izâ lekıyâ gulâmen fe katelehu kâle e katelte nefsen zekiyyeten bi gayri nefs(nefsin), lekad ci'te şey'en nukrâ(nukren).
    Böylece bir (erkek) çocuğa rastlayıncaya kadar gittiler. (Hızır A.S), onu (çocuğu) öldürdü. (Musa A.S): "Sen, temiz (masum) bir kişiyi (başka) bir nefse karşılık olmaksızın mı öldürdün? Andolsun ki sen, kötü (şeriate uymayan) bir şey yaptın." dedi.
     
    Hz. Hızır (A.S)'ın Allah'ın emriyle hareket eden, ilim sahibi bir kişi olduğunu bildiği, ona tâbî olduğu halde, Hz. Hızır (A.S)'ın yaptıkları karşısında bir tepki göstermektedir. Ancak hiç unutmamak gerekir ki; her insana canını veren ve verdiği canı alacak olan sadece Allah'tır. Allah'ın izni olmadıkça, dilemedikçe bir insanın bir diğerini öldürmesi mümkün değildir.
     
    3/AL-İ İMRAN-168: Ellezîne kâlû li ihvânihim ve kaadû lev atâûnâ mâ kutil(kutilû), kul fedreû an enfusikumul mevte in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
    O (münafık) kimseler ki; (savaşa gitmeyip), oturdular da savaşa katılan kardeşleri için: "Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi." dediler. (Sen de onlara) de ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz (sözünüze sadıksanız), haydi ölümü kendinizden savın."
     
    63/MUNAFİKUN-11: Ve len yûahhırallâhu nefsen izâ câe eceluhâ, vallâhu habîrun bi mâ ta'melûn(ta'melûne).
    Oysa Allah, kendi eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
     
    Hz. Hızır (A.S) da Allah'ın emri ve dilemesiyle hareket eden, salih bir kuldur. Yaptığı her hareket, söylediği her söz ancak Allah'ın emriyle gerçekleşmektedir. Hz. Hızır (A.S) ölüm emrini Allah'tan almış ve yerine getirmiştir. Bu ölümün bir cana karşılık olup olmadığını Allah bildirmedikçe hiç kimsenin bilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde öldürülen çocuğun "tertemiz bir can" olup olmadığını da Allah bildirmedikçe, hiç kimse bilemez.
     
    13.11- Hz. Musa (A.S): "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme!"
     
    18/KEHF-75: Kâle e lem ekul leke inneke len testetîa maıye sabrâ(sabren).
    (Hızır A.S şöyle) dedi: "Sana, ‘muhakkak ki sen, benimle beraber sabırlı olmaya asla güç yetiremezsin.' demedim mi?"
    18/KEHF-76: Kâle in seeltuke an şey'in ba'dehâ fe lâ tusâhıbnî, kad belagte min ledunnî uzrâ(uzren).
    (Musa A.S) şöyle dedi: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme! (Benimle arkadaşlık etmemen için) benim tarafımdan (kabul edilebilir) bir özüre ulaşmış oldun."
     
    13.12- Kasaba halkının Hz. Musa (A.S) ve Hz. Hızır (A.S)'ı misafir etmekten kaçınmaları
     
    18/KEHF-77: Fentalekâ, hattâ izâ eteyâ ehle karyetin istat'amâ ehlehâ fe ebev en yudayyifûhumâ fe vecedâ fîhâ cidâren yurîdu en yenkadda fe ekâmeh(ekâmehu), kâle lev şi'te lettehazte aleyhi ecrâ(ecren).
    Böylece ikisi yola çıktılar. Bir kasabanın halkına geldikleri zaman onun (şehrin) halkından, yemek istediler. Fakat onları (ikisini), misafir etmekten (şehirdekiler) çekindiler. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular. (Hızır A.S), hemen onu düzeltti. (Musa A.S) dedi ki: "Eğer sen dileseydin, elbette onun (bu hizmetin) için bir ücret alırdın."
     
    Kasaba halkı onlara yemek vermemesine rağmen yıkık olan bir duvarı inşa etmiştir. Hz. Musa (A.S) üçüncü ve son kez Hz. Hızır (A.S)'a bir soru sormaktadır. Hz. Hızır (A.S)'a: "İnşa ettiğin duvar için neden ücret almadın?" diye soru sormuştur.
     
    13.13- Hz. Musa (A.S)'ın sorduğu son soru sebebiyle Hz Hızır (A.S), ayrılma vaktinin geldiğini bildirmektedir.
     
    18/KEHF-78: Kâle hâzâ firâku beynî ve beynik(beynike), se unebbiuke bi te'vîli mâ lem testetı' aleyhi sabrâ(sabren).
    (Hızır A.S) şöyle dedi: "Bu, benimle senin aranda ayrılıktır. Sabırlı olmaya güç yetiremediğin şey(ler)in tevîlini (yorumunu) sana haber vereceğim."
     
    13.14- Allahû Tealâ'nın Hz. Hızır (A.S)'a gemiyi deldirmesi
     
    18/KEHF-79: Emmes sefînetu fe kânet li mesâkîne ya'melûne fîl bahri fe eradtu en eîbehâ ve kâne verâehum melikun ye'huzu kulle sefînetin gasbâ(gasben).
    Lâkin gemi, denizde çalışan fakirlerindi. Onu kusurlu yapmak istedim. Onların arkasında, bütün gemileri gasbederek (zorla) alan bir melik (kral) vardı.
     
    Yoksulluk ve ihtiyaç içinde olan bu insanlara yardım etmek için, gemilerinde bir delik açmış, böylece gemiyi eksik ve kusurlu göstererek karşı kıyıdaki zalimlerin el koymasından gemiyi kurtarmıştır.
     
    13.15- Allahû Tealâ, çocuğun canını almak için Hz. Hızır (A.S)'ı vesile kılmıştır.
     
    18/KEHF-80: Ve emmel gulâmu fe kâne ebevâhu mu'mineyni fe haşînâ en yurhikahumâ tugyânen ve kufrâ(kufren).
    Fakat çocuğa (çocuk meselesine) gelince, onun anne ve babası mü'minlerdi. Onları azgınlık ve küfre (inkâra) sürüklemesinden korktuk.
    18/KEHF-81: Fe erednâ en yubdilehumâ rabbuhumâ hayren minhu zekâten ve akrebe ruhmâ(ruhmen).
    Böylece onların Rabbinin, onu (öldürülen genci) ondan daha hayırlı, temiz ve merhamete daha yakın olanla değiştirmesini istedik.
     
    Âyette çocuğun ailesinin mü'min kimseler olduğu haber verilmektedir. Meleklerin canı alması da bir sebeptir, gerçekte ise canı alan ancak Allah'tır. Allah bu çocuğun canının alınmasını Hz. Hızır (A.S)'ın eliyle taktir etmiştir. Gerçekte ise Hz. Hızır vahiyle hareket eden bir insandır ve Allah'ın emrinin dışına kesinlikle çıkamaz. Allah dilemedikçe, kendi iradesiyle birşey yapması mümkün değildir. Allah bu çocuğun canını almak için onu vesile etmiştir.
    Hz. Hızır (A.S) ileride inkârcılardan olacağına dair kesin bilgiye sahip olduğu bir çocuğu, Allah'ın emriyle öldürmektedir. O çocuğun hem ailesine ve çevresine zulmetmesini engellemek hem de günahlara boğulmasına mâni olmak istemektedir. Bunun için önceden tedbir almaktadır.
     
    13.16- Hz. Hızır (A.S)'ın öksüz çocuklara ait olan duvarı inşa etmesinin hikmeti
     
    18/KEHF-82: Ve emmel cidâru fe kâne li gulâmeyni yetîmeyni fîl medîneti ve kâne tahtehu kenzun lehumâ ve kâne ebûhumâ sâlihâ(sâlihan), fe erâde rabbuke en yeblugâ eşuddehumâ ve yestahricâ kenzehumâ rahmeten min rabbik(rabbike) ve mâ fealtuhu an emrî, zâlike te'vîlu mâ lem testı' aleyhi sabrâ(sabren).
    Ve duvar ise şehirde iki yetim (erkek) çocuğa aitti. Onun altında, onlara ait bir define vardı. Ve onların babası salih (bir kimse) idi. Bu sebeple Rabbin, o ikisinin gençlik çağına erişmesini ve Rabbinden bir rahmet olarak, defineyi çıkarmalarını istedi. Ve ben, onu kendi emrim ile (kendi isteğimle) yapmadım (Allah'ın emriyle yaptım). İşte bu, sabırlı olmaya güç yetiremediğin şeylerin (olayların) yorumudur.
     
    Hz. Hızır (A.S) Kur'ân ahlâkının bir gereği olarak yetim çocukların geleceğini düşünmektedir. Eğer Hz. Hızır (A.S) duvarı tamir etmeseydi, duvar yıkılıp yetim çocukların babalarına ait hazine ortaya çıkacak, çocukların malları da zalim kimseler tarafından yağmalanacaktı. İşte bu nedenle Hz. Hızır (A.S) hazine için, çocuklar ergenliğe erişinceye kadar korunup gizlenebilecek sağlam bir yer yapmış, onların gelecekleri için önemli bir tedbir almıştır.
    Âyette ayrıca Hz. Hızır (A.S)'ın "Bunları ben, kendi serbest irademle yapmadım." dediğine dikkat çekilmektedir. Bu, daha önce de vurguladığımız gibi, herşeyi yapanın Allah olduğunu, herşeyin kaderde olup bittiğini bildiğini gösteren bir konuşmadır. Hz. Hızır (A.S) hiçbir kararı kendi dilemesiyle yapmadığını en güzel şekilde ifade etmektedir.

     


    Tür : Diğer Tarih : 15.07.2012
    [ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
  • PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)
  • HZ. İSMAİL (A.S)
  • HZ. SÜLEYMAN (A.S)
  • Hz.İsmail(AS) ve Hz.Davud(AS)
  • Hz.Lokman A.S.
  • Hz.Yunus A.S.
  • Hz. MUSA (A.S) VE Hz. HIZIR (A.S) KISSASI
  • Hz. Hud